Banaz’ın Çok Yönlü Sanatçısı

WhatsApp Image 2017-10-15 at 14.45.05 SAFYA 3 MAN SAMİ SAMANCI BAY_0760 WhatsApp Image 2017-10-07 at 13.38.20 WhatsApp Image 2017-10-07 at 13.38.22 WhatsApp Image 2017-10-07 at 13.38.22 (1) WhatsApp Image 2017-10-15 at 14.09.07Uşak’ın Banaz ilçesinde hayata gözlerini  açan Sami Samancı seksenlerden sonra  Almanya’da devam eden hayatı boyunca sanatın tüm dallarıyla ilgilendi. Küçük yaşlarda şiirle haşir neşir olan Samancı senaryolar, hikayeler ve romanlar yazdı. Ciddi resim çalışmalarına da imza atan Samancı değerli üstatlardan müzik dersleri aldı.  Türk Sanat Müziğini iyi bir şekilde icra eden Samancı’nın  güfte çalışmaları da var.

Samancı kendisi ve ailesiyle ilgili olarak şu bilgileri verdi; “Ben Banazlıyım babamlar Banaz’ın Bahadır köyünden. Banaz’ın köklü ailelerindeniz. Annemin babası Banaz’ın ilk belediye başkanı, 8 sene Belediye Başkanlığı yapmış, bunu söylemezsem annem çok kırılır bana. Lise mezunuyum,  1989’da Almanya’ya gittim. Türkiye’de iken İstanbul’da 4 yıl çalıştım. O dönemde kısa hikaye denemelerim oldu. Sonra üç tane çok iddialı senaryo çalışmalarım oldu. Rahmetli Ömer Kavur ile diyalog içine girdim, o dönem kapısını çok aşındırdım. İrfan Tüzüm şu an sağ bildiğim kadarıyla ama Ömer Kavur rahmetli oldu.”

“EDEBİ DEĞERİ OLAN DENEMELER, HİKAYELER YAZIYORDUM”

Seksenli yılların sonunda  Almanya’ ya giden ve kendi değimiyle emir almaktan hoşlanmadığı için kendi işini kuran Samancı ; ” Yaklaşık 12-13 sene o işi yaptım. O dönemde yazılar yazmaya başladım. Daha önce edebi değeri olan denemeler, hikayeler yazıyordum ama  sosyal medya hesabımda   yazdığım bir hikayeden bir bölüm yayınladım. O bölüm Banaz Net Editörü değerli bir arkadaşın dikkatini çekmiş değirmen ile alakalı bir yazıydı. O yazı bana çok şans getirdi, sonrasında yazmam için bana teklif geldi. Hikaye denemelerimi oraya gönderdim, kısa hikayeler yazdım, iyi de başarı elde ettik, 4 binin üzerinde okuyucu kitlesi oluştu. Ondan sonra bir roman çalışmam oldu Avrupa’da yayımlandı. Türkiye ayağı da yayın evi tarafından bana vaat edilen bilgilere göre bir ay gibi bir süre içinde kitap evlerine gelecek.” şeklinde konuştu.

“BİR SENARYOM FİLM OLDU”

Romanından  önce senaryo çalışmaları da yaptığını belirten Samancı;”  Bir tanesi de film oldu  ama onun ne yönetmenini ne ismini söylemeyeceğim çünkü  o zaman noterden tasdikletmedim, yaşım da çok gençti tecrübesizdim, birileri aldı kullandı onu. Şimdi onu söyleyip de onları töhmet altında bırakmak istemem, oldu bitti onlar, bir tanesi zaten film oldu.” dedi

İlk şiir kitabı Avrupa’da sanal ortamda çıkan Samancı’nın İlk romanımın peşinden bir roman daha gelecek. Üçüncü kitabı da hazır olan yazar dördüncü kitabını yazmaya başladı.

İLK ŞİİRİ İLK OKUL DERGİSİNE ÇIKTI.

İlk şiirinin ilk okul dergisine çıktığını belirten Samancı o günü şu şeklide anlattı: ” Bir dergiye Banaz’a dair bir şiir göndermiştim çocuk şiiri. Murat Dağıyla alakalıydı şu an gündemde zaten bu altın aranmasıyla alakalı.

Murat Dağı’na yaslanmış,

Havasıyla ün salmış benim yeşil Banaz’ım,

Suları durmaz akar,

Herkes görmeye can atar  benim Yeşil Banaz’ım,

diye uzayıp giden bir çocuk şiiri. O şiir dergide yayımlanmış benim haberim yok  o gün ben okula geç kaldım. Kapıya vurdum içeriye bir girdim bütün öğretmenler bizim sınıfta, şaşırdım anormal bir durum var iğne vurulacak falan zannettim, korktum da. Üzerime üşüştüler dergiyi gösterdiler ilk yaptığım hareket dergiye baktım ilk kapağında benim şiirim var bir de resmim var kapattım kimse görmesin diye o heyecanla ama herkesin önünde var ilk şiirim o şekilde.”

 

LİSEDEKİ EDEBİYAT HOCASI YAZMASI İÇİN TEŞVİK ETTİ

Lisede okurken kompozisyon sınavlarında edebiyat hocasının başında kağıdını beklediğini vurgulayan  Samancı; “Bunu arkadaşlarım da bilir, kağıdımı alır ve bana methiyeler düzerdi çok güzel olmuş falan diye. Bir gün teneffüste beni yanı çağırdı ve mutlaka yazmamı söyledi, o biraz teşvik etti. Ama o dönemde çok önemsemedim, kendimi önemsemedim. Sonraları da bu bir dürtü içerde bir şey var o çıkmak istiyor, onu çıkarmak lazım, ne yapmak lazım? Resim de yapıyorum ben yağlıboya çalışıyorum, biraz sesim de var  benim.”ifadelerini kullandı.

SADİ HOŞSES, TURHAN TOPER VE RÜŞTÜ ŞARDAĞ’DAN DERSLER ALDI

Müzik dalında da çalışmalarda buluna Samancı konuyla ilgili olarak şunları söyledi; ” Ben 1977-78 yıllarında Ankara’da  rahmetli Turhan Toper’in öğrencisi oldum. Eşi de TRT Sanatçısı Mülkiye Toper.  Sonra kısa bir dönem Sadi Hoşses, İzmir’de de rahmetli oldu hepsi Allah rahmet etsin Rüştü Şardağ’ın talebesi oldum. Rüştü Şardağ ile şöyle bir anımız var;  Bir mekanda ben şarkı okudum, Rüştü Şardağ da yan tarafta minik öğrencilerine resim dersi veriyormuş, içeriye bir bey girdi ben tanımıyorum, ” Kimdi şarkı söyleyen?” dedi, gösterdiler, benim kolumdan tuttu ofisine götürdü kaydımı yaptı. “Buraya gelip devam edeceksin, sigarayı da bırakacaksın” dedi, Rüştü Şardağ.

Herhalde ben bu yeteneklerimi genetik miras diye düşünüyorum. Yazma konusu benim ablam da biraz şairdir. Benim bir büyüğüm Şengül Hekimoğlu İzmir’de oturuyor. Onun da çok iyi şiirleri var, takipçileri var, onun da bir kitap düşüncesi var ama elinde tutan yok. Birisinin yol açması lazım. Bizim önümüzde bize yol açan hiç kimse yoktu. Biz Banaz’da büyüdük, bu işi iyi yapabilmek için sizden birkaç adım önde bir büyüğünüzün olması lazım işte sanatla, edebiyatla falan uğraşan onunda size kapı açması yol açması lazım. Müzikte de böyledir bu işte Mustafa Sağyaşar  oğlu ses sanatçısı olur başka bir sanatçının oğlu veya kızı ya ud çalar ya ney çalar ya da şarkı okur. Kısmet Kandıralı da böyle mesela babasının adı şimdi aklıma gelmiyor. Bizde de böyle bir şey var, babamın sesi iyiydi o da iyi yazardı ama kendi çapında eskiden bu şekilde internet ortamı yoktu. Böyle bir genetik bir miras diye düşünüyorum. ”

HABER / BAYRAM KELEŞ

1,641 toplam okunma, 1 günlük okunma

Yorum Yap