Baykal Demirel gibi konuştu; “Tapuyu gaptırmayın”

Baykal Demirel gibi konuştu; “Tapuyu gaptırmayın”

CHP eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, Türkiye’nin tapusunun tüm vatandaşlara ait olduğunu belirterek merhum Demirel taklidi ile  “Tapuyu kaptırmayın. Burada verilir mi bu tapu, aman ha, her işin temeli bu. Bunun geri dönüşü yok. 5 yıllığına ver diyor, 1 dakikalığına vermem” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) eski Genel Başkanı ve Antalya Milletvekili Deniz Baykal, partisinin Uşak’ta düzenlediği referandum değerlendirme toplantısında Uşaklılara seslendi. Baykal, Türkiye’de herkesin devletin tapusu olduğuna dikkat çekerek, Demirel üslubu ile “Tapuyu Gaptırmayın” dedi. Baykal, partililerin ellerinde Türk bayrakları ile büyük coşku içinde Uşaklılara seslendiği salonda, “Demokraside ve çağdaş hukuk devletinde tek adamlık diye bir olay yoktur, olmamalıdır. Tek adamlık yok. Beşer şaşar, insanoğlu hata yapar. Tek adama bir devlet kaderini neden emanet etsin” diye konuştu.

“O GÜZELİM TÜRKİYE CUMHURİYETİ KİMLERE BATTI Kİ?”

Türkiye’nin tarihi bir yol ayrımının eşiğinde olduğunu vurgulayan Baykal, “Siyasetinde bir zamanı vardır. Siyaseti bir yana bırakıp devlet ve millet için ne gerekiyorsa onu yapmanın zamanı var. Şimdi siyasetin ötesinde devlet ve millet için yapılması gerekeni konuşmamız gerekiyor. Zaman bu zamandır. Allah aşkına bu anayasa tartışması nereden çıktı Milletin, toplumun ve halkın ‘Bu devlet sistemi artık bıktırdı. Bundan vazgeçelim. Yeni başkanlık rejimine geçelim’ diye bir talebimi, bir arayışımı oldu? Bu aşağıdan yükselen bir talep midir? Toplumdan kaynaklanan bir ihtiyaç mıdır? O güzelim Türkiye Cumhuriyeti kimlere battı ki? Onu bir yana bırakalım da bir başkanlık rejimi arayışı yapalım diyor. Anlamak mümkün değil. Böyle bir anlayış ve talep yok. Birinin bir hayali özlemi vardı, o özlemin geçerliliğinin kalmadığını kavramıştı ki birden bire muhalefet partisi olduğunu söyleyen bir siyasi parti getir ben senle işbirliği yapacağım bu başkanlık rejimini uygulayalım dediği anda birden bire Türkiye’nin meselesi haline geldi” dedi.

BİR ÜLKENİN KADERİ RASTLANTILARA BIRAKILAMAZ

Türkiye’nin önünde bir başkanlık rejimi tartışması olduğuna dikkat çeken Baykal, başka ülkelerin başkanlık sistemi uygulamaları  olduğunu dile getirerek şöyle konuştu:

“Bu getirilen sistemin onunla bir ilgisi var mı? Bizim meclisimiz dünyada bir tane. Bizim meclisimiz devletten öncedir. Devlet kurulur, devletin içinde meclis kurulur öyle bir şey yok. Bizde siyasetin temelinde bir felsefe, bir zihniyet anlayışı var. Bu ülkeyi bugüne kadar bu millet yönetti. Bundan sonra da millet yönetecek. Bu devlet 80 milyonun devletidir. Türkiye Cumhuriyetini ayakta tutan temel direk, ana sütun Türk milleti adına seçilip görev yapan TBMM’dir. O meclisin içinden kilit taşlarını alalım, ondan yeni bir başkanlık inşa edelim yok öyle şey kardeşim, yok öyle yağma. Bir ülkenin kaderi rastlantılara bırakılamaz.”

YÜZDE 51, YÜZDE 100’E ÜSTÜNLÜK TASLAYAMAZ

 

Devletimizin temelinde milli egemenlik anlayışı olduğunu belirten Baykal, “Millet meclisini milletin yüzde 100’ü seçer. Cumhurbaşkanı milletin yüzde 51’idir. Yüzde 51 yüzde 100’ü fes edemez. Yüzde 51 yüzde 100’e üstünlük taslayamaz. Herkes haddini bilecek. Üstün irade millettir. Millet taşeron kullanmıyor, gel bana 5 yıllığına yetkiyi devret, senin egemenliğin bende olsun 5 yıl ben yöneteyim olmaz. 5 yıl değil, 5 dakika bile vermeyiz, 5 dakika. Egemenlik devredilemez, egemenliğin sahibi millettir. Hiç kendimizi yormayalım adını koyalım, bu bir tek adam anayasasıdır. Bu anayasa ile içimizden bir kişiye tüm yetkileri vereceğiz. Niye verelim kardeşim. O tek adamsa biz neyiz. Millet ne? Demokraside ve çağdaş hukuk devletinde tek adamlık yok. Olmamalıdır. Beşer şaşar, insanoğlu hata yapar. Tek adama bir devlet kaderini neden emanet etsin. Kim olursa olsun. 15 yıldır hata üstüne hata yapan birisine devlet kaderini emanet edebilir mi?” dedi.

15 YILDIR YAPMADIĞI HATA KALMADI

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yüklenen Baykal, Erdoğan’ın 15 yıldır yapmadığı hata kalmadığını söyledi. Baykal şöyle devam etti:

“Türkiye’nin Suriye savaşına sürüklenmesi hata değil mi? Bu birilerinin bilgi bakımından yetersiz, teşhis bakımında geçersiz, politika bakımından tutarsız olduğunun bir işareti değil mi? Ne Suriye’yi tanıyorsun, ne kendini biliyorsun. Böyle laflar ve hamasetlerle ülke yönetilir mi? Yönetildi. Sonuç, 4 milyon mülteci ekonomisi, sosyal sorunları ve terör konusundaki etkileri ile Türkiye’nin üzerindedir. Allah muhafaza, durduk yerde neden bunu sırtlanmış duruma geldik. Suriye politikası halen bir dış bağımlılıktır ve halen devam ediyor.”

FETÖ’YÜ BAŞIMIZA KİM SARDI?

FETÖ işini kim başımıza sardı diyen Baykal, emniyet güçlerini, TSK mensuplarını, savcıları, hakimleri ve öğretmenleri bunlara kim emanet etti diyerek şöyle konuştu: “Emanet edenler göz göre göre onlar olmadı mı, ne istediniz de vermedik diyen bunlar değil mi? Bunca vahim hatayı Türkiye’nin başına dert olarak açan bunlar değil mi? Bu sıkı yönetimde sadece kamuda çalışan 97 bin kişinin işine son verildi. Haksız olarak gidenlerde var. Yargıya gidebiliyorlar mı? Haklısı haksızı çözülebiliyor mu? Aylar geçti, 7 aydır böyle gidiyor. Olmaz, bir büyük hata, bir büyük olay. PKK olayında Oslo’da ve İmralı’da mutabakatlar sağlayıp anlaşmalar yapıp, önce Habur’dan PKK’lı teröristlerin kendi kıyafetleri ile otobüsler üzerinde davullu zurnalı Türkiye’ye girmelerine izin veren, seyyar mahkemeler kurarak getiren, Cumhuriyet Savcılarını onların ayaklarına gönderen, onlardan hayır biz Apo’nun talimatı ile buraya geldik cevabını alan bunlar değil mi? Güneydoğu’da bunlara dokunmayın talimatını askere veren, cephanenin yerleştirilmesine, köprülerin yapılmasına, evlerin işgal edilmesine, odaların içine tuzakların kurulmasına göz yuman bunlar değil mi? Bunun sonucunda sadece Nusaybin’i geri alabilmek için 74 vatan evladımızı şehir verdik. Nusaybin’i kim verdi de geri almak söz konusudur. Bunları yapanlar bunlar.”

ERGENEKON BİR HUKUK SKANDALIDIR

Ergenekon davasını baştan aşağı bir hata ve hukuk skandalı olduğuna değinen CHP’li Baykal, “Ben o zaman ‘Bu konu hukuki, adli değil siyasi bir suçlama, delilleriniz uydurma, şahitler gizli şahit oradan buradan ayarlama, yakışmıyor böyle dava olmaz’ dedim. O zamanın başbakanı çıktı dedi ki, ‘CD’lerde, tanıklarda, dava da doğrudur.’ Bunun üzerine aylarca savcı aradım savcıyı buldum bende savcıya sen bu davanın savcısıysan, bende bu davanın avukatıyım dedim. 5-6 yıl sonra ne oldu, Genelkurmay Başkanı terör örgütünün başkanı diye tutuklandı. 4-5 yıl içeride kaldı ne oldu? Savcımı yoksa avukat mı haklı çıktı? Avukat milletin avukatıydı. Bu kadar hata yapan bir insana, ‘Arkadaş sen hep hatalar yaptın ama onlar hep şanssızlıktı, seni aldattılar sende artık anladın. Al sana Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi, geleceği ve her türlü hukuku ile sana veriyorum al bunu istediğin gibi kullan diyebilir miyiz? İşte getirilen anayasa değişikliği budur. Türkiye’nin tarihten gelmiş saygın büyük millet meclisi yetkilerini başkana devredecek, başkana soru soramaz, gensoru ve güvenoyu veremeyecek hale gelecek. Böyle düzen, böyle devlet olur mu? Burası aşiret devleti değil, burası Türkiye Cumhuriyeti” dedi.

HEPİMİZ GÜÇLÜ TÜRKİYE İSTİYORUZ

Anayasanın Türkiye’nin geleceği ve talebiyle ilgili bir mesele olduğuna dikkat çeken Baykal, “Anayasa değişikliğinin anayasaya aykırılık konusunda hiçbirimizin şüphesi yok. Ama Türkiye’de yargı öyle bir noktaya geldi ki acı bir tablo ve herkes bunu ciddi değerlendirsin. Böylesi önemli bir konuyu bile anayasa mahkemesinden adil bir karar bekleyerek intikal ettirmek gereği mümkün olmuyor. O güven daha şimdiden kaybolmuşsa başkanlık rejimi geldikten sonra ne olacak? Bunlar şimdilik herkesin gördüğüdür ben bunları bir aydır her yerde söylüyorum. Meclise konu gelmeden defalarca bunu anlattım. Meclise konu geldi yüzlerine karşı yine anlattım. Bunlardan bir tanesinden doyurucu bir cevap gelmedi. Bunlar getirdikleri anayasayı, Güçlü Türkiye Anayasasıymış gibi savunuyor. Sıradan konuşup, temenni edip, dua ediyorsun. Hepimiz güçlü Türkiye için dua ediyoruz. Ama bu anayasanın güçlü Türkiye ile bağı ne onu bir anlatsana” diye konuştu.

DEMİREL DİLİ İLE KONUŞTU ‘TAPUYU GAPTIRMAYIN ARKADAŞLAR”

Salonu dolduran vatandaşlara Demirel diliyle seslenen Baykal, “Bunlar ‘Güçlü Türkiye istiyorsan, buna uyacaksın’ tarzında boş sloganlarla milleti avlayacaklar, Olur. Sakın ha tapuyu kaptırmayın. Demirel gibi söyleyeyim, ‘Tapuyu gaptırmayın’ arkadaşlar. Kendi tapunu da kaptırma, zaten o konuda ne kadar hassas olduğunuzu tahmin ediyorum. Tapuyu, verme, hesabını iyi yap kimseye de kaptırma. Hak senindir hakkını kimseye verme. Tapuda devletin tapusunu da sakın ha verme. Devletin tapusu senindir. Öyle bir tapum yok diye sakın düşünme, o cebindeki Türkiye Cumhuriyeti kimliğin tapudur. 80 milyon bu ülkenin hem maliki, hem hakimidir. Orası bizim, kimsenin babasının malı değil. Bu tapu hepimize atalarımızdan kaldı. Devletin tapusunu kimseye kaptırmayın” dedi.

ANAYASA DEĞİŞİKLİĞİNDE İKİ TEHLİKE UYARISI

Anayasa değişikliği konusunda ortaya çıkacak iki tehlike konusunda vatandaşları uyaran Baykal, referandumda anayasanın kabulü ile başkanlık rejimi geçilmesi durumunda memurların dikkatli olması gerektiğini söyledi. Baykal şöyle konuştu:

“Anayasa değişikliğinde ilk yapılacak işlerden birisi memuriyeti sözleşmeli statüye dönüştürmek. Sen bak benim gözümün içine at imzayı, sen bakma çekip git. Böyle devlet düzeni olur mu? Hakimlerin hak ettikleri halde atanmadıklarını biliyoruz. Şimdi iş sözleşmeliye dönebilir bu kulağınıza küpe olsun. Deniz Baykal gelip bize Uşak’ta bunu bize söylemişti dersiniz. Aman ha olmasın aşkanlık başkanlık istemiyoruz. Biz devlet statüsü istiyoruz. İkinci büyük tehlike ise anayasa değişikliği meclisin tekel yetkilerini elinden alıyor. Yasama meclisin tekelindedir. Meclis yapsa başımla beraber, ama bir kişi yaptı mı o kararnamedir. Kararname ile yasama gibi düzenleme olmaz. Bakanlıkları yeniden kurar, statüleri değiştirirsin. Bunların hepsi yasama ile yapılması gerektiği halde başkana yetki veriliyor. Meclis hesap soramadığı gibi bütçe üzerinde müdahale hakkı de yok. Kamu statüsü kurma yetkisi Cumhurbaşkanına geçiyor.”

CUMHURBAŞKANI ‘VE’ OLUYOR

Yeni anayasada hiçbir açık maddenin olmadığını, aksine her şeyin gizlenerek her maddenin yol altına döşenen mayın gibi yerleştirildiğini ifade eden Baykal, “Anayasanın 123. Maddesinin 3. Cümlesine şu da eklenmiş. Meclis, Cumhurbaşkanı ‘Ve’ oluyor. Oraya bu ifade konularak Cumhurbaşkanına kamu tüzel kişiliği oluşturma, yapma hakkı da teslim edilmiş haldedir. Ama geçmişte yapılması lazım diye konuşmaları vardı. Şimdi demiyor, yarın deyip demeyeceği ne malumdur” dedi.

HAYIR TEPKİSİ YÜKSELİYOR

Referandumda hayır tepkisinin giderek yükseldiğine değinen Baykal, “Hayır tepkisi Türkiye’de yükselen dalga halindedir. Bu bir siyasi partinin organize ettiği dalga değildir. Herkes aklı ve vicdanı ile konuyu anladıkça olmaz demeye başladı. Hızla bu dalga yükseliyor. Millet gerçeği öğrendikçe buna hayır deme konusunda ki kararlılığını daha da artırıyor. İktidar talimatla kampanyayı götürüyor. İktidarın kampanyasına ben evet diyeceğim diyerek rektör demeç veriyor, sana soran mı var. YÖK başkanımı olmak istiyorsun? Kaymakam ben evet vereceğim diyerek demeç veriyor. Neye ve kime hizmet ediyor. Dilekçe veriyor, bu valilik dilekçesi mi? Savcı da çıkıp konuşuyor ama burada vatandaşlar var. Ne oluyor diye coşkulu bir şekilde toplanmış. Size para pul mu veriyorlar? Bu vicdan, akıl ve vatan severliktir. Önümüzdeki anayasa değişikliğine referandumda hayır derseniz Cumhurbaşkanı Cumhurbaşkanı, Başbakan da başbakan olarak kalır” şeklinde konuştu.

 

BAŞBAKANA YÜKLENDİ

Başbakan’a bu sistem başbakanlığı kaldırıyor dediklerinde, ‘ben vazgeçtim başbakanlığı da veriyorum feda olsun başbakanlık’ dediğine dikkat çeken Baykal, “Ona ‘O başbakanlık senin babanın malı değil, başbakanlığı Türkiye Cumhuriyeti bir görev ve sorumluluk olarak sana emanet etti demiştik. Türkiye’nin ayarları ve temelleri ile oynamak isteyenlere orada bir dur çekilir, bir dur denilir. Buna şiddetle ihtiyaç var. Türkiye’yi yönetenler bugüne kadar ne istedilerse aldı. Onlar ne oldu, ne olduğu Suriye’de, FETÖ’de, PKK’da görülüyor. 17-25 Aralık’ın hesabı verildi mi? Yolsuzluklar aydınlığa kavuştu mu? Ergenekon’un arkasındakiler ortaya çıktı mı? Artık yeter. Bunlara her istediğini millet verdi. Özellikle Adalet ve Kalkınma Partili, oraya oy vermiş vatandaşlarımız çok ciddi bir vicdan muhasebesi yapmaya başladı. Bunu çok net görüyorum. Sana iktidar dedin verdik, genel başkandın, milletvekili olamıyordun Deniz Baykal’ın katkısıyla milletvekili olma hakkını verdik. Başbakan değildin, başbakanlığını, Cumhurbaşkanı değildin Cumhurbaşkanlığını verdik. Daha ne istiyorsun arkadaş. ‘Devleti de istiyorum.’ Dur orada o kadar da değil. Onu ver, bunu ver diyerek hepsini alanın bir derse ihtiyacı var ve ona bir güzel ders vermek lazım. O dersi verecek insanda millettir, vatandaştır. Ölçüyü aşan birisine dur denilmesi gereken adımı atacaksınız. Hayır’dan sonra bambaşka bir Türkiye gelecek. O evet diyecek bürokratlardan tutun da emir komuta zincirine girmiş yargıç, hakim ve adalet mensuplarından, yazamayan, çizemeyen ve konuşamayan aydınlarımıza, devletin imkanlarından havuz medyası içinde nemalananlara bu işin artık sonu geldi. Hakkın, adaletin yükseldiği bir Türkiye yükseliyor yalanı, entrikaya, şantaj, tehdide ve korkutmaya dayalı siyasetin sonu geldi. Halk aldatılmış olmaktan çıkıyor. Bunlara dur denildiğinde Türkiye değişecek. Bu yanlışa aman izin vermeyin. Uşak’ın o milli ruhunu tekrar görmek istiyoruz” dedi.

HABER / SALİH KILINÇ

baykal-4 baykal-7 IMG_8462

16864106_1269117589838221_7786872149231935495_n

 

552 toplam okunma, 3 günlük okunma

Yorum Yap