Bir Romancının Kaleminden BABA OLMAK

-“Bir yorgunluk kahvesi içer miyiz?

Genç adam başını çevirip sesin geldiği yöne baktı. Mahalleden babasının arkadaşını görünce yüzünde ki asık ifadenin yerine huzur ve tebessüm gelip yerleşiverdi. Bir yorgunluk kahvesine ve bir dost sesi duymaya ne kadar hasret kaldığını hatırlayıp hemen oturmak için adeta içi aktı..

Başıyla adamı selamladı. Oturup oturmamakta kısa bir an tereddüt edip sonra yüzünü ekşiterek;

-“Mustafa amca kusuruma bakma, hemen gitmem lâzım !”

Adam ısrar etti;

-“Bir acı kahvelik vaktinde mi yok?”

“Yok!” Dedi Muammer…

-Başka zaman içelim kahveleri !

Çocuk babasının elini çekip mızmızlandı..

-Gazoz simit, gazoz simit !

Muammer oğluna susması için bir bakış fırlatıp hızlı adımlarla evinin yolunu tuttu..

Yol boyunca oğluna bir kelebeğin kısa yaşamında karşılaştığı türlü güçlüklerden bahsetti. Çocuk sükûnetle dinledi babasını..

Arada bir “gazoz simit” dese de babasına duyuramadı.. Her hamlesin de babası sesini bir ton daha yükseltip oğlunun sesini bastırıyordu..Arada bir oğluna hissettirmeden elinin tersiyle hakim olamadığı gözyaşlarını silip burnunu çekiyordu genç adam..

Evlerine geldiklerin de henüz annesi gelmemişti eve..Akşamın hareleri çoktan sarmıştı sokağı. Bir bir perdeler kapandı.

O akşam Muammer yorgun olduğunu bahane edip erkenden yattı…

Çocuk bu kez eve henüz gelebilen annesine hayıflandı..

-Babam bana bu gün simit gazoz almadı !

Genç kadın oğlunun oturduğu kanepenin dibine çöküp oğlunun ellerini öpüp kokladı..

“Canım oğlum benim.. bilmez misin seni ne çok sever baban? O bu sabah bütün parasını bana verip kendisi yürüyerek işe gitti. Biliyorsun benim iş yerim iki vesait..babanın cebin de bir kuruş parası yoktu ki bu gün..”

Bu kez çocuğun gözleri buğulandı.. demek babasının bütün çabası parasının olmadığını kendisine hissettirmek istemediğinden kaynaklanıyordu..

Yıllar su gibi akıp geçti..Alp okuduğu üniversite mezuniyet töreninden sonra hemen kendisine bir iş bulup çalışmaya başladı..

İlk maaşını aldığı günün akşamı işten bir saat erken ayrılıp babasının çalıştığı iş yerine yakın, yolunun üzerinde ki kahvehanedeki kalabalığın arasına oturdu..

Biraz heyecanlı ve hüzünlüydü..etrafında ki insanları görmüyor, konuşmalarını duymuyordu. Hafif esen rüzgârın saçlarının arasında ki raksını dinledi bir süre. Hayalin de hep o akşam vardı..

-“Gazoz simit, gazoz simit !”

Kim bilir babası ne çok ızdırap çekmişti o akşam..o’na bir gazoz ve simit alamamanın ızdırabını baskılamak ve oğlunun dikkatini başka yöne çekebilmek için çırpınmıştı..

Alp, o kelebek hikayesini de hiç unutmamıştı ki..ne vakit bir kelebek görse babasının çaresizliğini o kelebeğin kanatlarında görürdü hep..

Birden dikkat kesildi.. babası sokak başından kahvehaneye doğru geliyordu. Saçları kırarmış, biraz da zayıflamıştı.. babası iyice yaklaştı..

tam kahvehanenin dengine geldiğin de Alp babasına seslendi..

-“Bir yorgunluk kahvesi içermiyiz ?”

Muammer sesin geldiği yöne bakıp durdu..karşısında ki genç delikanlının  onun oğlu olmasından gururlanmıştı..onunda gözleri buğulandı..oğluna bir simit ve gazoz alamadığı o gün hiç hafızasından silinmemişti ki..sesini güçlükle kontrol etti…

-“Gazoz ve simit de var mı ?”

Alp ayağa kalkıp kollarını babasına açtı.. Gözyaşlarına engel olamamak umurunda değildi. Baba oğul  birbirlerine sarılıp kenetlendiler..

 

                                                                                                   SAMİ SAMANCI

324 toplam okunma, 1 günlük okunma

Yorum Yap