Boşuna dememişler; Deli ile devletli bildiğini işler” diye

Madem ‘altın’ı üstüne getirecektin Bu kadar parayı niye harcadın?
Kayak tesisi yaptın, Zafer Havaalanı’na bağlanan yol yaptın.
Sonra, bir sürü piknik alanları yaptın. Geyik üretme çiftlikleri yaptın.
Yetmedi üzerine Murat Dağı’nı “Milli park” ilan ettin.
Şimdi ‘altın var” diye bu dünyanın 8. Harikasını yok etmek istiyorsun.
Ege Ovası’nı kurutup 2 milyonu aşkın insanı açlığa ve susuzluğa mahkûm ediyorsun.
Ey Devlet Baba!
Bir bilsen ki; Murat Dağı’nın üstü altındaki 775 ton altından daha değerlidir.
Bilsen bu “Doğaya Karşı 15 Temmuz darbe girişimcileri” ne karşı izin verir miydin?
Şahsen senin devlet olarak bu durumu bilemediğini düşünemiyorum.
Sen Devletsin Babamızsın
Yapma bunu bize.
Birilerinin cebi dolsun diye yavrularının ağacının kesilmesine suyunun kurmasına, havasız kalmasına, tarladan bereketinin kalkmasına izin verme.
Yavrularını aç, susuz ve havasız bırakma. Unutma aç köpek fırın deler. Göster bize babalığını fırın delmeyelim.
Sen ki Devlet Babamızsın
“Fırat’ın kenarında vatandaşın bir koyunu kaybolsa benden sorulur” diyen Hz. Ömer’in
“İnsanı yaşat ki devlet yaşasın” diyen Şeyh Edebali’nin geleneğinden geliyorsun.
Murat Dağı’nı kaybettirme bize, suyumuzu, buğdayımızı, havamızı yok edip öldürme yavrularını. Biz yaşayalım ki; Devlet de yaşasın.
Kışladağ’da birilerinin cebi doldu, köylüleri aç ve sefil kaldı. İlk zaman avantalanan köylüler şimdi bin pişman.
Suları bitti, tarım yapacak toprakları kalmadı. Avantaları da tüketince çaresizlik içerisinde Candan Erçetin’in “Yalan” şarkısını söylüyorlar:
Geri döndüren gördün mü geçmişi / Boşa soldurdun o nazlı gençliği / Bir avuç toprak için yor kendini/ / Dünyada ölümden başkası yalan / Yalan başkası yalan.
Sitem etme haberi yok dağların / Gözlerini ellerinle bağladın / Faydası yok geç kalınmış figanın / Dünyada ölümden başkası yalan / Yalan başkası yalan.
Ne diyelim? Demek ki bu toplumun türkülerini yapanlar yasalarını yapanlardan daha güçlü olmak zorundadır. Yasa da insan için devlet de.
Üniversite öğrencisi sağmal inek değildir
Geçen hafta Cuma günü yeni Valimiz Sayın Salim Demir Başkanlığında 2017 Yılı 2. Dönem İl Koordinasyon kurulu toplantısı yapıldı.
Orada Uşak Üniversitesi Rektör Vekili Sayın Prof. Dr. Sayın Dalkıran Hocam’ın bir konuşması dikkatimi çekti. (Değerli Hocamızın adı Sayın olunca Sayın Sayın gibi bir durum ortaya çıkıyor. Kafanız karışmasın.)
Dalkıran Hocam, Rektör yardımcılığında da dekanlığında gerçekten samimi olarak Uşak ve üniversite için çalışmıştır. Çalışmalarını takdirle izlediğim Sayın Sayın Dalkıran Hocam dedi ki; “30 bin öğrencimiz var ve bunlar bizim misafirimiz. Yatırımlarımızı kentteki tüm kurumlarla eşgüdümlü olarak yapıp, memnuniyet oranını artırmamız lazım. Üniversite öğrencilerinin bulundukları kentlerle ilgili bir memnuniyet anketi yapıldı ve biz burada önlerde yer almıyoruz. Bunun giderilmesi lazım. Belediyemiz, kamu kurumlarımız ve STK’lar ellerinden geleni yapıyorlar. Öğrencilerimiz bizim misafirlerimiz ve onların memnuniyetinin artması için ne lazımsa yapacağız.”
Sayın Hocam, üniversite olarak yaptıkları araştırmaya göre Türkiye’de bulunan yaklaşık 200 üniversite içerisinde öğrenci memnuniyetinde Uşak Üniversitesi’nin 90. sırada olduğunu kaydetti ve bu sıralamada yükselmek için çalışacaklarını ve yapacaklarını anlattı. Hocam valilik ve belediyeye de desteklerinden dolayı teşekkür etmeyi de ihmal etmedi.
Şimdi demem o ki;
Uşak Üniversitesi’nin yaptıklarını yapamadıklarını eleştirelim. Valiliğin, belediyenin ve diğer kamu kuruluşların da yapıp yapamadıklarını da eleştirelim. Eyvallah.
İyi de Erenler, birazda iğneyi kendimize çuvaldızı başkasına batıralım. Üniversite öğrencilerini sağmal inek gibi gören Uşaklıların da bu öğrenci memnuniyetsizliğinde hiç mi suçu yok?
Şimdi bir yatırım modası çıktı. Herkes apartçı oldu. Geçmişte de derici olmuş, Ağustos ayında damlarına kar yağdığını görmüştü. Laf arasında hemen sokuşturayım. Bu yıl Uşak Üniversitesi’nde yeni gelen 7 bin öğrenci ile 35 bin civarında öğrencinin olması bekleniyor. Ancak, kız yurdundan sonra da yeni yapılan erkek yurdu ile apartçıların damına Ağustos da olmasa da Eylül gibi kar yağabilir.
Apartçılar, müşterisi üniversite öğrencisi olunca kümes gibi apartı için aylık kira falan istemiyor. “Öğrenci başı 500 TL” diyor. O kümes ya da cezaevi hücresinde kaç öğrenci kalırsa kalsın. Hatta 10 kişi kalsın daha iyi. O da 5 bin TL aylık alır. Evsiz damsız aileler bu yüzden kiralık ev bulamıyor. Çünkü mülk sahipleri aylık kira yerine anasının nikâhını istiyor.
Konuta fahiş ücret, ulaşıma bir dünya para, markette, lokantada kazıklanırsa bu öğrenci Uşak’ı ve Uşaklıyı nasıl sevsin? Ben olsam ben de sevmezdim.
Bir çocuğu biyolojik olarak anası babası dünyaya getirir. Ama o çocuk dünyaya geldikten sonra, tüm insanlığın çocuğudur. Hepimizin koruması kollaması gerekir. Kazıklaması değil.
Not; Uşak’ta o kadar çok apart var ki, şehrin imarını mahvediyor falan da onu da geçtim, Uşak Emniyet Müdürlüğünün son uygulamalarından öğreniyoruz kİ, apartlar çoğaldıkça boş kalıyor, müşteri bulamayınca fuhuş evleri olarak kullanılıyormuş.

DCIM100MEDIADJI_0036.JPG
DCIM100MEDIADJI_0036.JPG

muratdaği (8)

unnamed

20121572_10213854310419827_9118111908504650756_o

393 toplam okunma, 1 günlük okunma

Yorum Yap