Hayvanlara adanmış bir ömür

hayvan (1) hayvan (5) hayvan (6) hayvan (13) hayvan (21)Uşaklı Hüseyin Yılmaz, işi gereği her hafta bin 200 kilometre seyahat etmek zorunda. Yılmaz, bu seyahatleri sırasında yolgüzergâhında ve gittiği yerlerdegördüğü başıboş dolasan kedi ve köpekleri aracınbagajında taşıdığı yiyeceklerle besliyor.

Hayvanları çok seven Hüseyin Yılmaz (51), Uşak, Afyonkarahisar ve Denizli il ve ilçelerinde pazarlama yapmak için her hafta bin 200 kilometre yol kat ettiğini, bu iş yolculuğu sırasında aracının bagajında sürekli kedi köpek maması bulundurduğunu, karşısına çıkan kedi ve köpekleri 30 yıldır bu şekilde beslediğini kaydetti. Yılmaz, emekli olduktan sonra 2 yılı aşkın bir zaman içerisinde sokak hayvanları için 20 bin liraya yakın para harcadığını de sözlerine ekledi.

Ege’de Yenigün Muhabiri Salih Kılınç, Yılmaz ile Sivaslı-Çivril-Karabedirler hattına giderek Yılmaz’ın dağda ve yerleşim alanlarındaki tüylü dostları ile iletişimine tanık oldu ve fotoğrafladı.

KÖPEĞİ ÖLÜNCE KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Küçük yaşlarda edindiği hayvan sevgisi yaşamında en önemli kavram haline gelince, Hüseyin Yılmaz, dört ayaklı küçük dostları için günün her saati bir şeyler yapmaya başlıyor. Hayvan sevgisi o kadar ileri gidiyor ki, evde eşi, iki kızı ve bir torunu bile arka planda kalmış.

Yılmaz, “Kaç çocuğun var?” sorusuna, “İki kızım bir oğlum var” şeklinde veriyor. “Oğlum” dediği de Van Kedisi “Akkuş” Akkuş’u, şu anda hayatının en önemli varlığı olarak niteliyor.

Rahmetli babasının çok otoriter olmasının kendini hayvanlara yönelttiğini kaydeden Yılmaz, “Tam 30 yıldır varım yoğum hayvanlar oldu. Zaman zaman başta eşim olmak üzere aile fertlerim bu duruma tepki gösteriyor. Hiç unutmam. Bir Alman Kurt köpeğim vardı. Adı “Kont.” Tam 40 yaşıma bastığım gün Kont’un vefat ettiğini öğrendim. Yaş günü kutlamalarına hazırlanırken gözümü hastanede açtım. Çünkü kalp krizi geçirmiştim. İki yerden stent taktılar. Sonar bir başka hayvanım öldüğünde 2. Kez kriz geçirdim. Şu anda vücudumda takılı 5 stent takılı halde yaşıyorum” dedi.

“KEDİM AKKUŞ SABAHLARI BENİ NAMAZA KALDIRIYOR”

Yılmaz, hayvanlara olan ilgisini şöyle dile getirdi: “Kedim, Akkuş süt beyaz tüyleri olan bir Van Kedisi. Dönemin Van Valisi Sayın Özdemir Çakacak, Uşak’a vali atandığında benim hayvan sevgimi duyunca Akkuş’u hediye etti.

Akkuş ile sevgi bağlarımız o kadar kuvvetlendi ki, Akkuş, sadece beni sabah namazına kaldırıyor. Yatağıma gelip mırıldanıyor, miyavlıyor. Beni kaldırıncaya kadar başımdan ayrılmıyor. Çok yorgun olduğum bir gece namaza kalkamamışım. Ne yaptıysa başarılı olamayan Akkuş’um beni tırmalayarak kaldırdı. Elim kan içerisinde kalmıştı. Acı ile uyandım.

Onun için Akkuş’a “ O benim oğlum” diyorum. Akkuş’uma bir şey olursa bu kez ben kesin kalpten öte tarafa giderim. Onsuz yaşayamam. Hayvanlara en ufak ilgi gösterdiğinizde size misli ile karşılık veriyor. Menfaat beklemeden.

“GİTTİĞİM YERLERDE DE HAYVAN SEVGİSİNİ AŞILADIM”

Ben Afyonkarahisar, Denizli ve Uşak ilçe ve köylerinde, bakkallara, marketlere çeşitli ürünler pazarlıyorum. Her hafta pazarlama yaptığım bölgede bin 200 kilometre yol yapmak zorundayım. 30 yıl önce aklıma bir fikir geldi. Yolda veya gittiğim ilçe ve köylerde sahipsiz kedi ve köpeklerin aç biilaç yardım isteyen gözlerle bakmalarına dayanamadım. Aracımın arkasına hazır kedi ve köpek maması koyarak, karşıma çıkan sokak kedi ve köpeklerini doyurmaya başladım.

Önceleri, benden kaçan bu dört ayaklı dostlarım, bana alıştı. Uzaktan aracımı görünce bana doğru koşmaya başladılar. Belli noktalar oluşturdum. O gün nereye gidersem tüylü dostlarım o günü bilerek beni yemleme noktalarında bekler.

Önceleri, insanlar da bana tuhaf tuhaf bakar deli olup olmadığımı anlamaya çalışrdı. Ne yapmak istediğimi anlayınca onlar da bana saygı duydu ve yardımcı olmaya başladı. Örneğin Denizli Çivril ilçesi Karabedirler Mahallesi’nde birçok insan sizlerin de gördüğü gibi hayvanlara bakmaya başladı.

Bir çok yerde de nokta oluşturmak ve insanları alıştırmak için, hayvanlara yem alması koşulu ile para bırakıyorum. İşimdi bu sevgiyi insanlarda da görünce mutlu oluyorum. Bir sokak hayvanına bir kap su ya da süt vermemiş insan benim nazarımda makbul değildir. Onların ağzı yok, dili yok. En büyük sevap hayvanları beslemektedir. Hayvan sevgisinin dinimizde de yeri vardır.

Kedi beslemek sünnettir. Hz. Muhammed, Uhud seferinde, ordunun önüne yavrularını emziren bir kedi çıkınca, kedinin başına ezilmemesi için bir nöbetçi dikip koca bir orduyu o kedinin etrafından dolaştırmış. Ve seferden döndüğünde o nöbetçiden kediyi istemiş ve sahiplenerek adını Müezza koymuş. Siyah beyaz bir Habeş kedisiymiş Müezza. Ağzının içinde üst damağında lekeleri varmış. Bu sık rastlanmayan damağında leke olan kedilerin Müezza’nın soyundan geldiği kabul edilir. Müezza, muhtemelen bir sokak kedisiydi ve Mekke’nin sıcak kavurucu çöl sokaklarından Hz. Muhammed’in ilgisi ile kurtulmuştu.

İş seyahatim sırasında, bir atmaca yavrusu ve bir yaralı yılanı da veterinere götürerek tedavi edip sonra doğaya geri bıraktım. Gittiğim yerlerde yaralı kedi ve köpek görürsem, aracıma alır veterinerde tedavisini yaptırırım. Tüm bunların maddi giderlerini ben karşıladım. Son iki yıl içerisinde yaklaşık 20 bin lirayı hayvan dostlarım için harcadım.”

SALİH KILINÇ / ÖZEL HABER

610 toplam okunma, 2 günlük okunma

Yorum Yap