Saadettin Köpek Kimdir?

Saadettin Köpek Kimdir?

Araştırmacımız Ömer Aşcı, yine enteresan araştırmalarıyla kafaları allak bullak ediyor.

Köpek kelimesinin “Anadolu Selçuklu Devleti” ne kadar, anlı şanlı komutan ve emirlere iltifat olarak verildiğini hiç duymuş muydunuz? Ben duymadım.

Peki, sonra ne oldu da köpek kelimesi hakaret kelimesine dönüştü? Ulubey adının kökeni köpek kelimesinden mi türemiş?

Bir Avşar Beyi, Ulubey ilçesindeki bir kaleyi tek başına nasıl aldı? Ulubey İlçesinden hangi kavimler geldi geçti? Hepsi Ömer’in bu ilginç araştırmasında Ömer, araştırmalarıyla tarihe ışık tutmaya ve bizleri şaşırtmaya devam ediyor.

Osmanlı dönemi 16. yüzyıla ait tahrir defterlerinde “Ulu-Göbek” ve “Göbek” olarak kayda geçen yerleşim, Uşak’ ın en kalabalık köylerindendir. 1867 yılında Uşak kazasına bağlı bir nahiye oldu.  Nahiyede yaşayanlardan bazılarının talebi üzerine 1914 yılında Göbek olan nahiyenin ismi Ulubey olarak değiştirilmiştir.

Halk arasında Karin/Garin diye adlandırılan ilçenin doğusundaki Karain mevkii, Ulubey’in ilk kurulduğu yer olarak kabul edilmektedir.   Dönemin zalim idarecisi  “Cura Oğlu’nun hüküm sürdüğü zamanlarda” burası terk edilmiş ve şimdiki yere taşınılmaya başlanılmıştır . Osmanlı kayıtlarında Kiçi-Göbek adıyla karye/köy, Ulugöbek, Göbek ve Ulubey adıyla nahiye olarak anılmıştır.

Antik dönemlerde Ulubey arazisinde;  Sart (Sardes), Alaşehir’den gelip İnay arazisi içerisindeki Akkayaönü, Balçıklı Deresi, İnay (Nais) ve Sülümenli’den (Blaundos) Uşak cihetine geçen tarihi “Kervan Yolu”  nedeniyle oldukça aktif bir ticari durak işlevi görmüştür.

“Ulu-Göbek” ve “Göbek” olarak anılan Ulubey’in isim kökeni;

ulubey-1

Orta Asya Türkçesinde “Göbek” ve “köpük” kelimelerinin de aynı kökle ilişkili olarak “Köpek” kelimesinden geldiği anlaşılmaktadır.

“Köpek” kelimesi etimolojik olarak Eski Türkçe’deki “şişmek, kabarmak” anlamında kullanılan “köp-” fiilinden, “-ek” fiilden isim yapma ekiyle türetilmiştir .  Eski Türkler’de şu an köpek olarak ifade ettiğimiz hayvan “it” veya “barak” kelimeleriyle ifade edilmektedir. Oğuz Kağan destanında geçen İt-Barak diye bilinen bir Türk boyundan söz edilir.

Kamlar (din adamları) Cennet’ten gelen Barak adındaki kuş ile köpek karışımı çok hızlı koşan ve uçabilen bir yaratığa binerek uçabileceklerine, Gök Tanrı’ya ulaşabileceklerine inanırlardı. Daha sonra söz konusu Barak adındaki bu kutsal yaratığın Türklerde bozkurtun kutsallaşması ile ilgisi olduğu savı vardır.

Anadolu Türk halkı senelerce İt veya Barak dedikleri hayvana ne oldu da Köpek diye isimlendirmeye başladılar?

Anadolu Selçuklu Devleti’nin devlet adamlarından biri olan Sadeddin Köpek,  I. Alaeddin Keykubad ve II. Gıyaseddin Keyhüsrev dönemlerinde görev yapmış, Köpek bin Muhammed olan kişinin lakabı ise Sadeddin’dir.

Saadettin Köpek olarak tanınan bu selçuklu komutanı Hârizmliler ’e karşı yanlış politika izlemesi ve çok değerli devlet adamlarını öldürtmesi devletin temellerini sarsmış, bu sebeple Anadolu Selçuklu tarihinde kötü şöhret kazanmış ve uğursuz bir kişi olarak tanınmıştır. Osmanlı tarihçilerinden Müneccimbaşı Ahmed Dede ondan “habis Köpek” diye bahseder, yaratılıştan soysuz, müfsit ve hasetçi bir emîr olduğunu kaydeder.

Bu emirin yaptığı kötülüklere kadar Türklerde köpek bir iltifat kelimesi olarak kullanılırmış. fakat bu adamın yaptıklarıyla beraber köpek kelimesi bir hakaret olarak kullanılmaya başlanmış.

Ulubey bölgesi iskanını ve isim kökenini bulmak için Akkoyunlu Türkmenlerine bakmak lazım.

Çünkü; 16. yüzyıl Kütahya tahrir defterinde Uşak’ta on dokuz cemaatten meydana gelen Akkoyunlu aşiretinin varlığına işaret edilmektedir. Güya Hacım Sultan, Suluca karahöyük’ ten Susuz’a   1305 yılında Uşak’a gelmiş geldiğinde zaviye yapmak için durduğu yer, Ak koyunlu Yörüklerinin yaylası imiş.

Tarihte Akkoyunlular ismiyle kurulan devletin ortadan kalkmasıyla ,bu Akkoyunlu tebası olan halkın Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde iskanı devam etmiştir.

Akkoyunlu devletini ortadan kaldıran  Şah-İsmail ‘in önemli Komutanlarından Ustacalu Köpek Sultan  idi.  Zira öz kardeşi Çayan Sultan lakabı ile emîrü’l-ümerâlığa( başkomutanlık  ) getirilmişti.

Ustacalu oymağı Ulu Yörük topluluğuna ait bir oymaktı . Ustacalu aşiretinin kökeni  Çayan Han’ın kabilesindendi.  Çayan adında Ustacalu Oymağına bağlı hem bir oba hem de bir emir (Şah İsmail’in Kumandanlarından olan Çayan Sultan) bulunmaktadır.  Veled Çelebi’ye göre (el-ldrak Haşiyesi), «Çayan» «Çiyan» demektir.   Oğuz Karkın boyundan gösterilen Karaçayan cemaatleri ise Karaçayan Yörüklerinden ve Karaçayan cemaatindendirler. Zira  Orta Asya’da 10.yüzyılda kayıtlara Karluklulara bağlı görülen “Heytaliye”aşireti” Uşak Ulubey ilçesine bağlı  Kışla Köyü sakinleri tarafından aidiyet anlamında kullanılan “Heydeli” yiz ifadesinde karşılık bulmaktadır.

Kırgız Milli Devlet Üniversitesi kaynaklı bir makalede Cayan’nın Kırgız oymağı Saruu olduğu ve Çayanlı oymağının da Kırgız Salır oymağı olduğu yani Çayanlar’ın Oğuz Salur boyundan oldukları belirtilmektedir.

Salurların Büyük Selçuklularla birlikte Anadolu’ya gelip birlikte muharebelerde bulunduklarını, Selçuk tarihleri kaydetmektedir. Salur boyu  Yomut taifesine bağlı aşiretlerden birinin adının “Uşak” olması ,Usta ve Akçakoyunlu-Akkoyunlu isimli taifelere sahip olması iddiayı desteklemektedir.

Henüz Orta Asya da iken önemli bir nüfusa ve etkinliğe sahip olan Salurların Avşarlarla birlikte  , Türklerin Ön Asya ya yaptıkları büyük göçle birlikte Anadolu ya geldikleri ve Anadolu Türk tarihinde etkin rol oynadıkları bilinmektedir. 1071 yılından yaklaşık 8-10 yıl sonra Anadolu, Türklerin eline geçmiş ve Anadolu nun her yanı Oğuz kümeleri ile dolmuştur. Türkmen oymaklarının önemli bir kısmı Denizli Uşak civarına gelip yerleşmişti. Bu Türkmenlerin Avşarların önderliğinde faaliyette bulundukları ve Sultan I. Mesut döneminde (1116-1155) Selçuklular tarafından Gölhisar diye adlandırılan Karaağaç Ovası nda (Acıpayam) yerleştikleri bilinmektedir. 1147-1149 tarihlerinde gerçekleşen II. Haçlı Seferi ni karşılayıp haçlı birliklerini mağlup edenler de bu Avşarlardı.

Söz konusu göç, XIII. yüzyılda Moğol istilası ile daha da hareketlenmiş ve Anadolu ya daha kalabalık Oğuz grupları gelmeye başlamıştır. Avşarların ikinci olarak bölgeye gelmesi Moğol istilasından sonra gerçekleşmiştir. Moğol istilasından sonra Anadolu da beş Türkmen topluluğu varlık gösteriyordu.

ulubey-6

Bunlar;

Maraş Malatya bölgesinde Ağaç- Eriler,

Sinop Samsun civarında Çepniler,

Malatya da iken Kütahya ya gelen Germiyanlılar,

Denizli Uşak bölgesindeki  Salur ve Avşar  Türkmenleri ile

Ermenek Mut Silifke Anamur da yayılmış olan Karamanlılar idi .

Uşak ta Avşar Beyi söylencesi:

Uşak, Anadolu Selçukluları döneminde bir serhat şehridir. Çevresine Avşar, Alayunt, Kaçar, Tekeli, Salur,Kınıklı gibi Türkmen oymakları yerleştirilmiştir. Anadolu’nun alınması sırasında bu oymakların gösterdikleri yararlılıklar dillere destandır.

Buna ilişkin yörede şu söylence anlatılır:

” Afşar beylerinden biri ava çıkmıştır. Av peşinde koşarken Bizans sınırını aşar, tutsak olarak tekfurun huzuruna çıkarılır. Tekfur, Buralarda ne arıyorsun diye sorduğunda Afşar beyi Hiç, canım sıkıldı da çevreyi şöyle bir dolaşayım, bir de kale fethedeyim dedim der. Tekfur güler ve Kaleyi tek başına mı alacaksın diye karşılık verir. Afşar beyi de gülümser Hayır, sınırın ötesindeki dağın yamacında on bin atlım var. Birkaç saate değin dönmezsem buraya üşüşüp, taş üstünde taş bırakmayacaklar. Çok kan dökülecek der. Tekfur korkar, on bin atlıyla baş edecek durumda değildir. Bir çare aramaya koyulur ve Afşar beyine: Aramızda bir barış anlaşması yapsak, ben size yılda bin altın, beş yüz koyun, bir o kadar da at ile deve versem bu savaştan vazgeçer misin? der. Afşar beyi bir müddet düşündükten sonra tekfura şu karşılığı verir: Kan dökülmesini istemeyen bir insansınız. Hatırınız için önerinizi kabul ediyorum. Hemen hazırlayın. Ben döndükten sonra da yollayın. Sakın ola ki yola asker çıkarmayın. Atlılarım üstlerine adam gönderdiğinizi sanıp, kaleye saldırırlar sonra. İsteklerimizi de tam zamanında gönderin. Bizans tekfuru, başındaki belayı savuşturduğu için hoşnuttur. Tek başına böyle bir işi başardığı için gün geçtikçe ünü yayılan Afşar beyi bir süre sonra yöreye egemen olur. “

Ayrıntılı bilgi için bkz. Yurt Ansiklopedisi, c. X, (Uşak ili bölümü), Anadolu Yayıncılık, İstanbul 1982, s. 7516. 68 Sümer, Anadolu da Moğollar, s. 45-52.

ACABA BU KALE ULUBEY KANYONLARI SEYİR TERASININ KARŞISINDA BULUNAN ULUBEY HİSARI MIDIR?

KİM BİLİR BELKİ…..

ARAŞTIRMA / ÖMER AŞÇI

HABER / SALİH KILINÇ

1,050 toplam okunma, 2 günlük okunma

Yorum Yap