Uşak’ta ‘5 Nisan Avukatlar Günü’ kutlandı

Uşak’ta  ‘5 Nisan Avukatlar Günü’ kutlandı

Uşak’ta 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle Adalet Sarayı önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunuldu. Uşak Barosu Başkanı Gürcan Sağcan konuşmasında  “Avukatların bugüne kadar ne efendisi oldu, ne de köleleri” dedi.

Uşak Barosu’nun 5 Nisan Avukatlar Günü kutlamaları, Uşak Adalet Sarayı önündeki Atatürk Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başladı. Törene, Uşak Baro Başkanı Avukat Gürcan Sağcan ve baro üyesi yaklaşık 70 avukat katıldı. Baro Başkanı Sağcan,  genç meslektaşlarıyla birlikte anıta çelenk sunduktan sonra törene katılanlar, önce saygı duruşunda bulundu, sonra da İstiklal Marşı’nı okudu.

‘KRALLARIN BİLE BİRGÜN AVUKATA İHTİYACI OLACAKTIR’ (Fransa Kralı 16.Lois)

Uşak Baro Başkanı Avukat Gürcan Sağcan tören sırasında yaptığı konuşmada şunları söyledi: “Değerli basın mensupları, çok değerli meslektaşlarım bugün 5 Nisan Avukatlar Günü nedeniyle toplanmış bulunuyoruz. Savunma, hukuk, Hukuk devleti, Yargı bağımsızlığı kavramlarını sıraladığımızda, bu kavramların Avukatlık mesleğiyle sıkı sıkıya bağlı olduğunu görürüz.

Günümüzde; Devletin özü hukuk devleti olmaktan geçmektedir.Hukuk devleti olmak için vatandaşların devredilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olması ve devlet otoritesinin hukukla sınırlandırılması gerekir.

Otoritenin sınırlandırılması savunmaya güçlü ve bağımsız konum tanıyarak gerçekleştirebilir. Savunmayı çökertip yargıyı ayakta tutmak olanaklı değildir. Güçlü yargı ancak güçlü ve bağımsız savunmayla sağlanır. Savunmayı göz ardı edenler,küçümseyenler hangi makamda-mevkide olursa olsunlar dün olduğu gibi, bu günde yarında bir gün savunmaya ve avukata gereksinim duyacaklardır.

Bağımsız savunmayı temsil eden avukat, halkın hak arama özgürlüğünün sesi ve teminatıdır. Avukatın sesini kısarsanız-milletin sesini kısarsınız.

‘HUKUK DEVLETİNİN OLMADIĞI YERDE AVUKATLIK YAPILMAZ’

Hukuk devletinin, yargı bağımsızlığının olmadığı bir ülkede avukatlık mesleği yapmak imkânsızdır. Bu nedenle biz avukatlar, dün olduğu gibi bugünde,yarında hukuk devleti ve yargı bağımsızlığının gerçekleşmesi için mücadele ettik,edeceğiz.Avukatlık mesleğinin itibarının korunması,avukatların insanca ekonomik yaşam koşullarına kavuşması  hukuk devletiyle ve yargı bağımsızlığı ilgilidir.Bir ülke ne kadar insan haklarına saygılı bir hukuk devleti ise ,yargısı bağımsız ise avukatın itibarıda,yaşam koşulları da  o kadar iyidir.

‘BAROLAR BİRLİĞİ BAŞKANIMIZA BİLE BEDEL ÖDETMEYE KALKTILAR’

Biz avukatlar için hukuk devleti ve yargı bağımsızlığını savunmak elzem bir görevdir. Türkiye’nin ekonomik olaraktan insan hak ve özgürlüklerine saygı duyan bir devlet olarak da ilerlemesi hukuk devleti olmaktan geçer. Hukuk, demokrasi, yargı bağımsızlığı ve insan hakları olmayan bir ülkeye hiç kimse yatırım yapmaz. Bu nedenle de hukuk devleti ekmek ve su gibi vatandaşın ihtiyacıdır.

Her devletin bir anayasası vardır. Anayasalar insan hak ve özgürlüklerinin, devletin teşkilatlanmasının en temel yasalarıdır. Anayasalar, toplum sözleşmeleridir. Uzlaşmayla yapılmaları gerekir. Uzlaşmadan, toplumun her kesiminde tartışmadan anayasalar yapılmamalıdır. Hele hele insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlandığı Olağanüstü halin olduğu koşullarda bu anayasanın referanduma sunulması sakıncalar taşımaktadır. Getirilen Anayasa konusunda halkın hiç bir bilgisi bulunmamaktadır, anayasa toplumda tartıştırılmamaktadır. Anayasayı tartışan, halka anlatan Barolar Birliği Başkanımız Sayın Metin Feyzioğlu’na dahi tahammül edilmemektedir. “Bedel ödeyeceksin” denilerek tehdit edilmektedir. Toplantılar basılmakta, bildiri dağıtanlar gözaltına alınmakta, toplantı salonları yasaklanmaktadır. Devletin en yetkili kişileri tarafından Anayasaya hayır diyenler terörist olarak suçlanmaktadır. Diğer taraftan iktidar sahipleri tarafından devletin tüm olanakları, televizyonları kullanılarak tek taraflı bir propaganda faaliyeti yürütülmektedir. Özgür bir tartışma ortamı yoktur. Tarafsız olması gereken devlet yöneticileri, meydanlara çıkmakta ve propaganda yapmaktadırlar. Bu anayasa teklifi bir referandum, bir halk oylaması olmaktan çıkmış bir plebisit olmuştur.

‘15 TEMMUZ DARBESİNİN YOL TAŞLARI 2010 REFARANDUMUNDA DÖŞENDİ’

İktidar partisinin veya Cumhurbaşkanının ihtiyacı gözetilerek Anayasalar değiştirilmez, Anayasalar 100 yıllık olarak yapılır. 7 yıl önce 2010 yılında mevcut iktidar yine Anayasanın HSYK ile ilgili maddelerini referanduma götürerek değiştirdi..İktidar yapılan bu değişiklik sayesinde; Fetullahçı terör örgütü üyesi olan hakim ve savcıları yargının kilit noktalarına yerleştirdi, Türkiye’de Yargı  bağımsızlığı kalmadı. Bu terör örgütü hukuku kullanarak Orduya darbe yaptı. Ergenekon ve balyoz davalarında yüzlerce üst rütbeli Subay tutuklandı, Ordunun komuta kademesi bozularak, Fetullahçı terör örgütü üyeleri ordunun kilit noktalarına getirildi ve 15 Temmuz Darbe girişiminin taşları 2010 yılında döşenmiş oldu.

Şuan getirilmek istenen değişiklikte en önemli konu Yargı bağımsızlığıdır. Eğer bu değişiklik kabul edilirse Başkan ülkedeki tüm hakim ve savcıları işe alma ve işten çıkarma yetkisine sahip olacaktır. Mahkeme salonuna siyaset girerse adalet kaçar.

2010 yılında uyarmıştık. Şimdi de uyarıyoruz. Bu gün yargıyı denetiminiz altına alarak sınırsız bir güç elde edebilirsiniz.

Fakat sınırsız güç tehlikelidir. İnsanlık tarihi sınırsız güç kullanmak isteyen iktidar sahipleriyle, bu gücü sınırlamak isteyen halkların mücadelesinin tarihidir. Lütfen yargı ile oynamayın. Yargı ile oynarsanız yarın sığınacak bir yer bulamazsınız.”

HABER / SALİH KILINÇ

IMG_9843 IMG_9847

IMG_9849

926 toplam okunma, 1 günlük okunma

Yorum Yap