Doğuştan gelen, yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan gelişimsel bir farklılık olan otizm, genellikle kendisini sosyal iletişim becerilerinde yetersizlikler olarak gösteriyor.
Tekrarlayan davranışlar, sınırlı ilgi alanları ve sıra dışı beden hareketleri de otizmin en belirgin temel özellikleri arasında yer alıyor. Belirtiler arasında isme tepki vermeme, göz teması kurmama, yaşıtlarının oyunlarına ilgi göstermeme ve dönen nesnelere karşı aşırı ilgi duyma da bulunuyor.
Ailelerin, belirtileri bebeklerin 10'uncu ve 11'inci aylarında belirgin olarak ortaya çıkan otizm konusunda bilinçli ve farkındalıklarının yüksek olması önem taşıyor.
"Dünya Otizm Farkındalık Günü" kapsamında açıklama yapan Tohum Otizm Vakfı Eğitim Kurumları Eğitim Direktörü ve Okul Müdürü Nergiz Koçarslan, toplumda otizme ilişkin doğru bilinen yanlışlar olduğunu söyledi.
"Aşılarla otizm arasında doğrudan ilişki olmadığı ortaya konulmuştur"
Koçarslan, otizmin doğuştan gelen bir nörogelişimsel farklılık olduğunu ve travma gibi çevresel etkenlerden kaynaklanan durumların buna neden olmayacağını vurguladı.
Teknolojinin ilerlemesi dolayısıyla ekrana maruz kalma süresinin artmasının da otizme neden olmadığına dikkati çeken Koçarslan, sadece uzun süre ekrana maruz kalmanın da çocuğun sahip olduğu otizm belirtilerinin şiddetini artırabileceğini dile getirdi.
Koçarslan, "aşıların otizme neden olduğu" algısının da doğru bilinen yanlışlar arasında yer aldığını belirterek, "Yapılan çalışmalara bakıldığında aşılarla otizm arasında doğrudan ve anlamlı ilişki olmadığı ortaya konulmuştur. Bu sebeple erken çocukluk döneminde çocuklara yapılan aşının otizmle herhangi bir ilişkisi yoktur." ifadelerini kullandı.
"Bireyselleştirilmiş eğitim planlarına ihtiyaçları var"
Nergiz Koçarslan, otizme ilişkin yanlış inanışlardan bir diğerinin ise tedaviyle ilgili olduğunu aktararak, şöyle devam etti:
"Görüyoruz ki aileler otizmi tedavi ettirmek adına farklı terapiler, tedaviler, çeşitli diyetlerle ilgili araştırmalar içerisinde oluyorlar. Bunlara zamanlarını ve kaynaklarını ayırabiliyorlar ancak şu anda yapılan çalışmaların bize söylediği şey, otizmin tek çaresinin eğitim olduğu. Aileler, eğer otizmli çocuklarının ileride bağımsız birey olmalarını, toplumun içinde yer almalarını istiyorlarsa ve hedefleri buysa, sadece bilim temelli uygulamalara tüm zamanlarını ve kaynaklarını ayırmaları, çocukları ve onlar için daha faydalı, verimli olacaktır."
Otizmli çocukların her birinin birbirinden farklı özellikleri olduğunu aktaran Koçarslan, "Bu nedenle otizmi bir spektrum olarak tanımlıyoruz. Her çocuk, bireysel ihtiyaçlara ve bireysel olarak değişen performanslara sahiptir. Bu sebeple onların bireyselleştirilmiş eğitim planlarına ve programlarına ihtiyaçları vardır." dedi.
Ailelerin eğitim sürecinde aktif olmaları gerekiyor
Koçarslan, eğitimciler olarak çocukların toplum içinde bağımsız birey olmalarını hedeflediklerinin altını çizerek, şunları dile getirdi:
"Bunu yaparken aslında en büyük yol arkadaşımız, o çocukların hayatına katkı sağlayacak, bizlerle beraber çocukların eğitim programlarını destekleyecek olan kişiler, ailelerdir. Aileler için otizmli çocuğa sahip olmak, bu durumla karşılaşmak oldukça zor olabilir ancak erken dönemde doğru eğitime başlayan çocukların gelişimlerinin süreç içerisinde oldukça değiştiğini görüyoruz. Bu yüzden ailelerin eğitim süreçlerinde birebir yer almaları, aktif olmaları, öğretmenlerle, eğitimcilerle işbirliği yapmaları, çocuklarının ileride toplumun içinde yer alma olasılıklarını oldukça artıracaktır."
Otizmli bireyler için en önemli şeyin erken tanı olduğunu vurgulayan Koçarslan, "Çocukların erken dönemde tanımlandıktan sonra sürekli, yoğun ve bilim temelli uygulamaların yer aldığı hizmetlerden faydalandıklarında, okul çağına geldikleri dönemlerde akranlarıyla bir arada olma olasılıklarının yüzde 50 oranında arttığını görüyoruz." değerlendirmesini yaptı.
"Otizme kırmızı ışık yak"
Otizmli bireylerin yaşam kalitesinin artırılması için ailelerin ve toplumun daha destekleyici olması gerektiğine dikkati çeken Koçarslan, otizmli bireylerin sosyal iletişim ve etkileşim alanında yaşadığı sıkıntılarda onları desteklemenin kıymetli olduğunu anlattı.
Nergiz Koçarslan, 2 Nisan ile başlayan "Dünya Otizm Farkındalık Ayı"na dikkati çekerek, "Sizler de 'otizme kırmızı ışık yak' etiketini kullanarak sosyal medya hesaplarınızda kırmızı giysiler giyerek, kırmızı objeler kullanarak içerikler paylaşabilir ve otizmin farkındalığına destek olabilirsiniz." çağrısında bulundu.